Afyon’a Doğru
“Afyon’a doğru ne çok güneş… Ipıssız bir sıcak göz kırpıyor uzaklardan. Her yan yeşilsiz, her yan öylesine benzeri ki birbirinin, düşüncelerim hiçbir engele çarpmıyor. Güneş susturmuş her şeyi, yerle gök arasında yalnız kalmış.
Afyon’a doğru tepeler yumru yumru. Otobüsün hangisini geçtiği, hangisine doğru gittiği anlaşılmıyor. Birinin üzerinde bir adam... Sıcağın ıpıssızlığını bozmuş, öylece duruyor, nöbetteki asker gibi. Kurtuluş Savaşı’nda top seslerinin Ankara’dan duyulduğu günlerde orada bir asker, düşmanı böyle gözetlemiştir. Sonra? Sonra şehit düşmüştür!
Afyon’a doğru ne çok şehit… Gülleler arasından düşmana koşan genç insanlar görüyorum. Vuruluyorlar, bir çınar gibi devriliyorlar, ölüyorlar. Benim yaşamam, mutlu olmam için düşüp düşüp ölüyorlar. Hiçbir zaman göremeyecekleri insanları yaşatmak için canlarını veriyorlar. Dünyada bundan büyük özveri olabilir mi? Birilerini yaşatmak için ölmek… İşte adını koyamadığım, dilde bir karşılık bulamadığım…
Şu bozkırda benim için ölen insanı hangi dil anlatabilir?
Sevgilerim, umutlarım, zevklerim onun ölümüyle var şimdi.
Bu borç nasıl ödenir? Bir insan hayatına karşılık ne verilebilir?”
İsmail Odabaş’tan Karadeniz kıyılarından süzülüp gelen, dağları yaylaları aşan sımsıcak, dopdolu öyküler...
- Açıklama
“Afyon’a doğru ne çok güneş… Ipıssız bir sıcak göz kırpıyor uzaklardan. Her yan yeşilsiz, her yan öylesine benzeri ki birbirinin, düşüncelerim hiçbir engele çarpmıyor. Güneş susturmuş her şeyi, yerle gök arasında yalnız kalmış.
Afyon’a doğru tepeler yumru yumru. Otobüsün hangisini geçtiği, hangisine doğru gittiği anlaşılmıyor. Birinin üzerinde bir adam... Sıcağın ıpıssızlığını bozmuş, öylece duruyor, nöbetteki asker gibi. Kurtuluş Savaşı’nda top seslerinin Ankara’dan duyulduğu günlerde orada bir asker, düşmanı böyle gözetlemiştir. Sonra? Sonra şehit düşmüştür!
Afyon’a doğru ne çok şehit… Gülleler arasından düşmana koşan genç insanlar görüyorum. Vuruluyorlar, bir çınar gibi devriliyorlar, ölüyorlar. Benim yaşamam, mutlu olmam için düşüp düşüp ölüyorlar. Hiçbir zaman göremeyecekleri insanları yaşatmak için canlarını veriyorlar. Dünyada bundan büyük özveri olabilir mi? Birilerini yaşatmak için ölmek… İşte adını koyamadığım, dilde bir karşılık bulamadığım…
Şu bozkırda benim için ölen insanı hangi dil anlatabilir?
Sevgilerim, umutlarım, zevklerim onun ölümüyle var şimdi.
Bu borç nasıl ödenir? Bir insan hayatına karşılık ne verilebilir?”
İsmail Odabaş’tan Karadeniz kıyılarından süzülüp gelen, dağları yaylaları aşan sımsıcak, dopdolu öyküler...
Stok Kodu:9786259816968Boyut:12,5x19,5Sayfa Sayısı:56Basım Tarihi:2026Kapak Türü:Karton KapakDili:Türkçe
- Taksit Seçenekleri
Taksit SayısıTaksit tutarıGenel Toplam345,96137,87624,26145,57917,03153,281213,41160,97
- Yorumlar
- Yorum yazBu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
430,00TL 322,50TL
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
350,00TL 245,00TL
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
320,00TL 240,00TL
-
-
-
-
-
-
-
-
-
550,00TL 412,50TL
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
450,00TL 315,00TLYayımlanacak (Stokta Yok)
-
-
280,00TL 210,00TLYayımlanacak (Stokta Yok)
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
1.200,00TL 840,00TL
-
-
-
-
-
-
-
460,00TL 322,00TL
-
-
-
-
-
-
-
800,00TL 600,00TLYayımlanacak (Stokta Yok)
-
-
-
-
-
-
-
-
